İçeriğe geç
USD50,02EUR56,38Gram Altın6.514
KapadokyaOne
Canlı
Son Dakika
14:26Spiker Ela Rümeysa Cebeci, ’Uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama’ suçundan yargılandığı davanın ikinci duruşmasına…14:08Esenyurt Haramidere durağında iki metrobüs, henüz bilinmeyen bir nedenle çarpıştı. Olay yerine ekipler sevk edildi.11:33Beşiktaş Etiler’de yanında inşaat çalışması yürütülen bir binanın girişindeki istinat duvarı çöktü23:25Fenerbahçe, Teknik Direktör Emre Belözoğlu ile anlaşıldığını Kamuyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) bildirdi.12:53Dokuzuncu Fon Koordinasyon Kurulu Toplantısı, Cumhurbaşkanı Yardımcısı başkanlığında gerçekleştirildi12:29Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan: "Batarya üretimi, yapay zeka ve yan iletkenler dahil olmak üzere birçok ileri teknoloji alanında Kore…"12:24Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan: "Devlet Başkanı ile görüşmemde Fırtına obüsleri ve Altay tankı gibi başarılı projelerin sayısının…"12:19Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan: "2025 Kasım ayında Türkiye Nükleer Enerji şirketi ile Kore Elektrik Enerjisi Kurumu arasında imzalanan…"

Prostat kanserinde erken tanı tedavi seçeneklerini artırıyor"

15 Eylül Prostat Kanseri Farkındalık Günü kapsamında prostat kanserinde erken tanının önemine dikkat çeken Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Murat Bağcıoğlu, "Prostat kanseri özellikle erken evrede herhangi bir belirti vermeye…

KapadokyaOneGüncellendi 3 dk okuma
Paylaş
Medical park istanbul onkoloji hastanesi üroloji uzmanı prof. Dr. Murat bağcıoğlu
Medical park istanbul onkoloji hastanesi üroloji uzmanı prof. Dr. Murat bağcıoğlu

Bilir. Bu nedenle risk grubundaki erkeklerin yaş ve aile öyküsü gibi faktörler doğrultusunda düzenli kontrollerini yaptırması büyük önem taşıyor" dedi.

Erkeklerde en sık görülen kanser türlerinden biri olan prostat kanserinin görülme sıklığının yaşla birlikte arttığını söyleyen Medical Park İstanbul Onkoloji Hastanesi Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Murat Bağcıoğlu, 15 Eylül Prostat Kanseri Farkındalık Günü dolayısıyla hastalığın risk faktörleri, erken tanı ve tedavi süreçleri hakkında bilgi verdi.

"Risk yaşla birlikte artıyor"

Prostat kanseri açısından en önemli risk faktörlerinden birinin yaş olduğuna değinen Prof. Dr. Bağcıoğlu, "Prostat kanseri görülme sıklığı yaş ilerledikçe artıyor. Bunun yanında birinci derece akrabalarda, özellikle baba veya erkek kardeşte prostat kanseri öyküsü bulunması da riski artırıyor. Ailede birden fazla kişide prostat kanseri görülmesi, hastalığın genç yaşta ortaya çıkması veya meme kanseri öyküsünün bulunması da genetik açıdan değerlendirilmesi gereken durumlar arasında yer alıyor. BRCA2 başta olmak üzere bazı genetik mutasyonlar da prostat kanseri riskini artırabiliyor" diye konuştu.

"Erken evrede belirti vermeyebilir"

Prostat kanserinin erken evrede herhangi bir belirtiye neden olmayabileceğini dile getiren Prof. Dr. Bağcıoğlu, "Hastalığın ilerleyen dönemlerinde idrar yapmada güçlük, idrar akımında zayıflama veya kesilme, sık idrara çıkma, gece idrara kalkma, idrarda ya da menide kan görülmesi gibi şikâyetler ortaya çıkabilir. Hastalık kemiğe yayıldığında bel ve kalça bölgesinde ağrı da görülebilir. Ancak bu belirtilerin hiçbiri prostat kanserine özgü değildir" diye konuştu.

Her idrar şikâyeti kanser anlamına gelmiyor

İdrar şikâyetlerinin çoğu zaman farklı ürolojik hastalıklardan kaynaklanabildiğini söyleyen Prof. Dr. Bağcıoğlu, "İyi huylu prostat büyümesi, prostat iltihabı, idrar yolu enfeksiyonları, aşırı aktif mesane veya idrar kanalındaki darlıklar da benzer şikâyetlere neden olabilir. Bu nedenle idrarla ilgili yakınmaların mutlaka bir üroloji uzmanı tarafından değerlendirilmesi gerekiyor" ifadelerini kullandı.

"PSA yüksekliği tek başına kanser anlamına gelmiyor"

PSA testinin prostat kanserinin erken tanısında önemli bir değerlendirme aracı olduğunu kaydeden Prof. Dr. Bağcıoğlu, "PSA değerinin yüksek olması tek başına prostat kanseri olduğu anlamına gelmez. İyi huylu prostat büyümesi, prostat iltihabı, idrar yolu enfeksiyonu ve bazı tıbbi işlemler de PSA değerini yükseltebilir. Bu nedenle PSA sonucu; hastanın yaşı, prostat hacmi, PSA yoğunluğu, muayene bulguları ve prostat MR görüntüleriyle birlikte değerlendirilmelidir. Kesin tanı ise gerekli durumlarda yapılan biyopsi ve patolojik inceleme sonucunda konur" dedi.

Kontroller risk durumuna göre planlanmalı

Prostat kanseri taramasına başlama yaşının kişinin risk durumuna göre değişebildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Bağcıoğlu, "Ortalama risk grubundaki erkeklerde genellikle 50 yaş civarında değerlendirmeye başlanabilir. Ailesinde prostat kanseri öyküsü bulunan kişilerde bu yaş 45’e, BRCA2 gibi yüksek riskli genetik mutasyon taşıyanlarda ise yaklaşık 40 yaşa çekilebilir. Bu nedenle kontrol programının kişinin aile öyküsü ve risk faktörleri dikkate alınarak kişiye özel planlanması gerekiyor" açıklamasında bulundu.

"Erken tanı tedavi seçeneklerini artırıyor"

Erken tanının hastalığın tedavi sürecinde önemli bir katkı sağladığını belirten Prof. Dr. Bağcıoğlu, "Hastalığı prostatla sınırlıyken yakaladığımızda tedavi seçenekleri artıyor ve tamamen tedavi edilebilme ihtimali yükseliyor. Bununla birlikte erken tanı konulan her hastanın ameliyat olması gerekmiyor. Düşük riskli bazı hastalarda aktif izlem uygulanabiliyor. Hastalık ilerlediğinde ise tedavinin amacı çoğu zaman hastalığı uzun süre kontrol altında tutmak oluyor" dedi.

"Tedavi kişiye özel planlanıyor"

Prostat kanserinde tedavi kararının hastalığın evresi ve risk grubunun yanı sıra kişinin genel sağlık durumu ve beklentileri dikkate alınarak verildiğinden bahseden Prof. Dr. Bağcıoğlu, "Aktif izlem, radikal prostatektomi ve radyoterapi, hastalığın özelliklerine göre değerlendirilen tedavi seçenekleri arasında yer alıyor. Cerrahi açık, laparoskopik veya robot yardımlı yöntemlerle gerçekleştirilebiliyor. İleri evrede ise hormon tedavileri, yeni nesil hormonal tedaviler, kemoterapi ve uygun hastalarda hedefe yönelik tedaviler gündeme gelebiliyor. Tedavi kararı PSA düzeyi, biyopsi sonucu, Gleason skoru veya ISUP derecesi, görüntüleme sonuçları, hastanın yaşı, eşlik eden hastalıkları ve beklentileri doğrultusunda veriliyor" ifadelerini kullandı.

"Sağlıklı yaşam alışkanlıkları önem taşıyor"

Prostat kanserini kesin olarak önlediği kanıtlanmış bir beslenme şekli veya ilaç bulunmadığını belirten Prof. Dr. Bağcıoğlu, "Sağlıklı vücut ağırlığının korunması, düzenli egzersiz yapılması, dengeli beslenilmesi, sebze ve meyve tüketiminin artırılması ve işlenmiş gıdaların sınırlandırılması genel sağlık açısından fayda sağlayabilir. Ancak vitamin veya takviyelerin prostat kanserini önlediği düşüncesiyle bilinçsiz şekilde kullanılması doğru değildir" diyerek açıklamalarını sonlandırdı.

Bu haberle ilgili gelişmeler

İlgili Haberler

Gündem'den daha fazla

Tümü

Yorumlar(0)

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.

Yorum Yaz

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.