İçeriğe geç
USD50,02EUR56,38Gram Altın6.521
KapadokyaOne
Canlı
Son Dakika
14:26Spiker Ela Rümeysa Cebeci, ’Uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama’ suçundan yargılandığı davanın ikinci duruşmasına…14:08Esenyurt Haramidere durağında iki metrobüs, henüz bilinmeyen bir nedenle çarpıştı. Olay yerine ekipler sevk edildi.11:33Beşiktaş Etiler’de yanında inşaat çalışması yürütülen bir binanın girişindeki istinat duvarı çöktü23:25Fenerbahçe, Teknik Direktör Emre Belözoğlu ile anlaşıldığını Kamuyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) bildirdi.12:53Dokuzuncu Fon Koordinasyon Kurulu Toplantısı, Cumhurbaşkanı Yardımcısı başkanlığında gerçekleştirildi12:29Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan: "Batarya üretimi, yapay zeka ve yan iletkenler dahil olmak üzere birçok ileri teknoloji alanında Kore…"12:24Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan: "Devlet Başkanı ile görüşmemde Fırtına obüsleri ve Altay tankı gibi başarılı projelerin sayısının…"12:19Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan: "2025 Kasım ayında Türkiye Nükleer Enerji şirketi ile Kore Elektrik Enerjisi Kurumu arasında imzalanan…"

Psikolog Esma Yıldız: "Bir çocuğun davranışını değiştirmeye çalışmadan önce, o davranışın bize ne anlatmaya çalıştığını anlamamız gerekir"

Manisa’nın Turgutlu ilçesindeki silahlı saldırının ardından değerlendirmelerde bulunan Uzman Klinik Psikolog Esma Yıldız, çocuklarda davranış değişikliklerinin altında yatan nedenlerin anlaşılmasının önemine dikkat çe…

KapadokyaOne2 dk okuma
Paylaş
Elazığ medilines hastanesi uzman klinik psikologu esma yıldız
Elazığ medilines hastanesi uzman klinik psikologu esma yıldız

Kerek, "Bir çocuğun davranışını değiştirmeye çalışmadan önce, o davranışın bize ne anlatmaya çalıştığını anlamamız gerekir" dedi.

Turgutlu ilçesindeki silahlı saldırıda 2’si ağır 11 öğrencinin yaralanmasının ardından, çocuklarda şiddet davranışının psikolojik ve sosyal boyutları yeniden gündeme geldi. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Elazığ Medilines Hastanesi Uzman Klinik Psikologu Esma Yıldız, "Manisa’nın Turgutlu ilçesinde bir okulun yakınında meydana gelen silahlı saldırı, eğitim ortamlarında güvenlik ve şiddetin önlenmesi konusunu yeniden gündeme taşıdı. Olayda öğrencilerin yaralanması, çocukların ve ailelerin okul ortamında kendilerini güvende hissetmelerinin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gösterdi. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından okulda eğitime ara verilirken, öğrenci, öğretmen ve velilere yönelik psikososyal destek çalışmalarının başlatıldığı bildirildi. Ancak bu tür olayların ardından yalnızca ‘Ne yapılmalı?’ sorusunu değil, ‘Bu davranışın arkasında hangi psikolojik ve sosyal süreçler olabilir?’ sorusunu da ele almak gerekiyor. Okullarda yaşanan şiddet olayları yalnızca bir asayiş ya da disiplin meselesi olarak değerlendirilmemelidir. Elbette okul güvenliğinin sağlanması, sınırların belirlenmesi ve şiddet davranışına müdahale edilmesi önemlidir. Bunun yanında, şiddet davranışının ortaya çıkmasına eşlik edebilecek psikolojik ve sosyal etkenlerin anlaşılması da önleyici çalışmalar açısından önem taşır. Şiddet davranışı tek bir nedene indirgenemez. Öfke, dışlanmışlık, değersizlik, çaresizlik, akran ilişkilerindeki sorunlar, aile içi yaşantılar, çevresel etkenler ve duyguları düzenleme güçlükleri gibi birçok farklı faktör çocuğun davranışlarını etkileyebilir. Bu nedenle her olayın kendi şartları içerisinde değerlendirilmesi gerekir. Çocuklar yaşadıkları yoğun duyguları tanımlamakta ve ifade etmekte zorlandıklarında, bu güçlükler bazen içe kapanma, sosyal geri çekilme, öfke patlamaları, kurallara karşı gelme veya saldırgan davranışlar şeklinde ortaya çıkabilir. Ancak bu belirtilerin her çocukta aynı anlama gelmediği ve tek başına şiddet davranışının habercisi olarak değerlendirilmemesi gerektiği unutulmamalıdır" diye konuştu.

"Anlamak şiddeti onaylamak anlamına gelmez"

Klinik Psikolog Yıldız, "Çocuğun davranışlarında belirgin ve süreklilik gösteren değişimler, yetişkinler tarafından göz ardı edilmemelidir. Özellikle; ani ve belirgin davranış değişiklikleri, sosyal çevreden uzaklaşma ve yalnızlaşma, öfke kontrolünde belirgin güçlük, akran ilişkilerinde sürekli çatışma, daha önce görülmeyen yoğun içe kapanma, duygularını ifade etmekte zorlanma gibi değişimler, çocuğun yaşadığı güçlükleri anlamak açısından önemli ipuçları olabilir. Burada amaç çocuğu etiketlemek ya da her davranışı bir risk göstergesi olarak değerlendirmek değildir. Asıl amaç, davranışın arkasındaki ihtiyacı fark edebilmektir. Çocuğa yalnızca ‘Neden böyle yaptın?’ diye sormak yerine, ‘Son zamanlarda seni zorlayan bir şey var mı?’, ‘Bunu yaşarken ne hissettin?’, ‘Bunun hakkında konuşmak ister misin?’ gibi sorularla güvenli bir iletişim alanı oluşturmak daha işlevsel olabilir. Çocukların duygularını ifade edebilmeleri, yaşadıkları sorunları yetişkinlerle paylaşabilmeleri ve ihtiyaç duyduklarında psikolojik destek alabileceklerini bilmeleri koruyucu bir rol taşır. Bununla birlikte, anlamak şiddeti onaylamak anlamına gelmez. Bir çocuğun yaşadığı duygusal ya da sosyal güçlükleri anlamaya çalışmak, şiddet davranışının sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Güvenli sınırlar koymak, uygun müdahaleyi yapmak ve gerektiğinde profesyonel destek sağlamak aynı sürecin parçalarıdır. Okullarda şiddetin önlenmesi yalnızca olay gerçekleştikten sonra müdahale etmekle sınırlı kalmamalıdır. Çocukların kendilerini güvende hissedebilecekleri, duygularını ifade edebilecekleri ve yardım istemekten çekinmeyecekleri bir okul ikliminin oluşturulması da önemlidir. Çünkü bazen bir çocuğun davranışını değiştirmeye çalışmadan önce, o davranışın bize ne anlatmaya çalıştığını anlamamız gerekir" şeklinde konuştu.

Bu haberle ilgili gelişmeler

İlgili Haberler

Gündem'den daha fazla

Tümü

Yorumlar(0)

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.

Yorum Yaz

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.